Geçtiğimiz gün "Hülya Avşar Stüdyosu" programına konuk olan Serra Yılmaz, çok tartışılacak bir iddiada bulundu. Ünlü oyuncu, Türkiye'deki erkeklerin yüzde 60'ının gizli gay olduğunu ileri sürdü. Hikayelerinde gay'ler var Tartışma yaratacak diyalog S.Y: Eleştiri olarak algılamadım, ama bir anlayış farkı bu. H.A: Herkes aynı şeyi anlıyor o zaman. S.Y: Zaten Türkiye'de insanlar bu konuları çok iyi anlamaya yatkın değiller. H.A: Tabii ki, Türk toplumuna aykırı bir ilişki. S.Y: Türk toplumuna şöyle aykırı; Türk toplumundaki erkeklerin yüzde 60'ının gizli gay oldukları ve hayatlarını öyle sürdürdüklerini düşünürsen, önce onları rahatsız edecek."Hülya Avşar Stüdyosu" programına konuk olan Serra Yılmaz, çok tartışılacak bir iddiada bulundu.
Serra Yılmaz, Hülya Avşar'ın "Yönetmen Ferzan Özpetek neden sürekli eşcinsel filmleri yapıyor" sorusuna, "Gay'ler üzerine film yapmıyor, hikayelerinde gay karakterler olabiliyor" diye cevap verdi. televizyongazetesi.com'un derlediği habere göre, Avşar'ın "Eleştiri anlamında söylemiyorum, ama daha çok eşcinsellik üzerine filmlerini görüyoruz" ısrarı üzerine de ikili arasında ilginç bir diyalog gelişti.
13 Mayıs 2008 Salı
Tartışma yaratacak diyalog
Gönderen
matem
zaman:
00:34
0
yorum
Etiketler: diyalog, gay, hülya avşar, Serra yılmaz, türk erkeklerin % 60 ı gay
28 Mart 2008 Cuma
Kendi ağzından Serra yılmaz
SERRA YILMAZ
Oyuncu ve çevirmen
Aslında oyuncuyum ve para kazanmak için artı bir iş yapıyorum
İkinci işim olan çevirmenlik, asıl mesleğim olan oyunculuğun istikrarlı olmaması sonucu doğdu ve gelişti. Kısaca ben dil aracılığıyla takviye iş oluşturup, takviye para kazanmış bir insanım. Eskiden tiyatro yaptığım yıllarda Fransızca dersleri verirdim, hem özel ders verdim hem de Fransız Kültür Merkezi’nde çalıştım. Sonra simültane çeviriye başladım. Freelance çevirmenlik yaptığım için oyunculukla beraber bu işi de götürebiliyorum.
Hayatımda "kariyer yapmak" diye bir deyim hiçbir zaman olmadı ve bundan böyle de olmayacak. Hayatımı kariyer yapmak üzerine değil, zevk almak üzerine kurdum. Zevk aldığım işleri yaparak hayatımı idame ettirmeye çalıştım. Oyunculuk en keyif aldığım iş, tercümanlıktan da çok büyük keyif alıyorum.
Ayrıca ben aktif olmaya alışık bir insanım. Bizim nesle çalışmanın bir erdem olduğu öğretildi ve ben de sürekli çalışıyorum. Boş oturamıyorum, oturduğum zaman da kaşınıyorum. Örneğin şu anda 10 günlük bir boşluğum var, hemen çeviri bürosunu arayıp yapabileceğim bir iş olup olmadığını sordum.
Mümkün olsa kendimi sadece oyunculuğa adamak ister, daha fazla dizi, film ve piyeste rol almayı arzu ederdim. Bir uzun metrajda oynamayı isterdim, ama Türkiye’de kaç tane uzun metraj çekiliyor ki! Ne yazık ki hayatın gerçekleri bizim tercihlere uymuyor ve hem hayatımı idame ettirmek hem de sevdiğim için çevirmenliği oyunculukla paralel olarak sürdürüyorum.
İki işim de birbirini çok iyi besleyen meslekler. Örneğin simültane kabininde etkili bir ses tonu, sesin kulağa nasıl geldiği, nasıl konuştuğunuz, ne kadar ikna edici olduğunuz çok önemli. Ama özellikle ardıl çeviride yani bir gruba, bir cemaate ya da iki kişiye hitap ederken rahat olmanız ve konuşan nasıl konuştuysa onu yansıtacak şekilde konuşmanız son derece önemli. Konuşan kadar ikna edici olmanız ve bunu yaparken de vücut dilinden faydalanmanız gerekiyor. Dolayısıyla oyunculuk çevirmenlikte çok büyük bir artı puan. Kürsüye çıktığımda yanımda cumhurbaşkanı duruyorsa, büyük bir rahatlıkla çevirimi yapabiliyorum. Çevirmenliğin oyunculuğa kazandırdıklarına bakarsak, çevirmenlik sayesinde normal vatandaş olarak kesinlikle giremeyeceğim ortamlara kolaylıkla girebiliyorum. Parlamento ya da hapishaneye giriyorum. Şu anda da hapishanede geçen bir dizide oynuyorum ve tecrübelerimden faydalanıyorum.
Esas işim oyunculuk, çevirmenlikse yan işim... Türkiye’de çok aydın, çok ileri kesimden insanlar bile ne yazık ki oyunculuğun ciddi bir iş olduğuna inanmıyor. Benim de asıl işimin çevirmenlik olduğunu, oyunculuğu eğlenmek için yaptığımı düşünüyorlar. Aslında oyuncuyum ve para kazanmak için artı bir iş yapıyorum.
19 Şubat 2008 Salı
Serra yılmaz röportajı
Çok hapishane gezmişliğim var Bugüne kadar Ferzan Özpetek'in tüm filmlerinde oynayan Yılmaz, yönetmeninin yeni filmi "Mükemmel Bir Gün"de de geleneği bozmadı. Ünlü oyuncu, Özpetek'in bu son filminde dondurmacı kadın olarak tek bir sahnede gözükecek. "Parmaklıklar Ardında", kadın koğuşlarını gerçeğe ne kadar uygun bir biçimde yansıtıyor? Valla ben kadın koğuşunda 20 yıl yattığım için, cevabım çok gerçekçi olacak. Şaka bir yana, epey bir hapishane gezmişliğim var bu ülkede. F tipi dâhil. Bazı şeyler sinema gereğince gerçek dışı olabiliyor ama genel hava uyuyor. Kısa süre önce, ABD'deki grev dolayısıyla, burada da dizilerin 90 dakika olması ile ilgili bir tartışma yaşanmıştı. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Ben televizyon seyircisi değilim, hiçbir zaman da olmadım. Sinop'ta, odamda sadece Mezzo Kanalı açık, müzik dinliyorum. Bana göre 90 dakika fazla, insan oturmaktan yorulur küçük ekran karşısında. Bu durum sizin çalışma biçiminizi nasıl etkiliyor? Her bölümün çekimi fazla zaman alıyor, dolayısıyla ekibe dinlenecek vakit kalmıyor. Onun dışında, bizim diziye has
"Parmaklıklar Ardında" adlı dizide müebbede mahkum bir hemşireyi canlandıran Serra Yılmaz, Tempo dergisine konuştu.
zorluklar var elbet. Hapishane çok soğuk ve soğukta çalışmak çok yorucu. Kaldığımız yerse çok ufak. Genel ortam iyi olsa da bir başka hapishane duygusu veriyor.
Bu konular hakkında tecrübeli oyuncuların, bir şeyler yapması gerekmez mi?
Bu konuda bir oyuncu ne yapabilir? Herkes oynamak ya da oynamamakta serbest. Ayrıca Türkiye’de oyunculuk en örgütsüz meslek. Yapımcıların adeta esiri olmuşlar. Oyuncunun direnmesiyle diziler kısalmaz.
Türkiye'den aldığınız rol tekliflerinden şikâyetiniz var mı?
Ben hep ve daima yeni şeyler isteyen biriyim ama insan bu ülkede birtakım kalıplara mahkûm ediliveriyor. Çünkü bir hayal gücü yoksunluğu var. Sizi bir kere ortalıkçı kadın olarak gördüler mi, ardından 20 tane aynı tür rol teklif ediliyor.
Serra Yılmaz, Sinop'ta çekilen dizide, müebbede mahmuk bir mahkumu oynuyor.
Kaynak: hurriyet.com.tr
Gönderen
matem
zaman:
14:13
0
yorum
Etiketler: röportaj, Serra yılmaz, tempo
12 Şubat 2008 Salı
Kadınlar koğuşunda Harem havası var
Kadınlar koğuşunda 'Harem' havası var
atv'de yayınlanan 'Parmaklıklar Ardında' dizisinde iki hükümlüyü canlandıran Serra Yılmaz ve Devin Özgün Çınar, dizinin kadınlar kadar erkeklerden de ilgi gördüğünü söylüyor: Kadınlar koğuşunun, 'Harem' gibi kendine ait bir mitosu var. Her zaman insanların ilgisini çekiyor..
Dizinin başrol oyuncusu B2 koğuşu Sinop Cezaevi'ndeki B2 koğuşu sakinlerinin hikayesini anlatan 'Parmaklıklar Ardında', atv'nin en çok izlenen dizilerinden biri. Çarpıcı senaryosu ve etkileyici çekimleriyle kısa sürede seyirciden büyük ilgi gören dizinin oyuncularından Serra Yılmaz ve Devin Özgün Çınar'la, Yılmaz'ın evinde buluştuk ve diziyi, Sinop günlerini konuştuk...
* Devin Hanım içeri girer girmez, birbirinizi çok özlediğinizi söyleyerek sarıldınız. Ne kadardır görüşmüyorsunuz?
Devin Özgün Çınar: Altı gün oldu herhalde!
* Bu kadar kısa sürede birbirinizi bu kadar özlediğinize göre Sinop'ta sıkı arkadaşlıklar doğmuş olmalı...
Serra Yılmaz: Tabii bir içiçelik var ama onun ötesinde bir uyum söz konusu. Bazı insanlarla akımınız daha iyi tutuyor, daha iyi anlaşıyorsunuz. Bizim de Devin'le tuttu.
* Her ikiniz de dizi konusunda çok seçicisiniz. Bu dizide sizi çeken ne oldu da gelen teklife 'Evet' dediniz?
D.Ö.Ç.: Beni en başta hiçbir diziye benzememesi çekti. Senaryo çok hoşuma gitti ama 'Acaba olur mu böyle bir şey? İnsanlar nasıl bulur, seyrederler mi?' diye de düşündüm açıkçası. Yine de işin o kısmıyla çok ilgilenmedim ve çok düşünmeden teklifi kabul ettim.
S.Y.: Bana birinci bölüm senaryosu ile birlikte genel bilgilerin olduğu başka bir dosya da verilmişti. O sırada Sicilya'da bir açık oturuma katılmaya gidiyordum ve giderken sadece senaryoyu aldım yanıma. Senaryoyu okudukça bırakamadım elimden. Halbuki bazen senaryo okumak bana dünyanın en sıkıcı işi olarak gelebiliyor. İlk kez bir dizi senaryosunu okurken, 'Ay yapmayacaktın bunu bana' demedim. Yani sonuçta ben senaryoyu beğendim.
İTALYA'DA YAŞAMIYORUM
* Siz bu dizi için İtalya'daki hayatınıza ve işlerinize de ara vermek durumunda kaldınız sanırım...
S.Y.: Birkaç yıldan beri benim hep İtalya'da yaşadığıma dair genel bir kanaat var. Ama doğru değil, benim orada evim yok, benim evim burası. Gidiyorum, orada işimi yapıyorum, dönüyorum. Yani bu dizi sayesinde, burada olduğumun da anlaşılmasını istiyorum.
* Sizi genelde, özellikle de Ferzan Özpetek'in filmlerinde renkli sofraların, sohbetlerin içinde izlemeye alışığız. Şimdi soğuk duvarların arasında, bir katil olarak çıktınız karşımıza...
S.Y.: Valla tüm hayalim bir seri katili oynamak (gülüyor)! Yani hep öyle yumuşak roller olacak diye bir şey yok, oyuncuysan her şeyi oynayacaksın. Ayrıca katiyen bir katil değilim, ötenazi yapan bir hemşire Hayriye... Ve bu Avrupa'nın birçok ülkesinde serbest, Türkiye'de de serbest olacak (gülüyor).
* Dizi ilk bölümünde, özellikle gardiyanlardan büyük tepki aldı. Bu tepkiler siz oyunculara nasıl yansıdı?
S.Y.: Ben size çok şaşırdığım bir şey söyleyeyim mi? İki gün İstanbul'da sokaklarda çekim yaptık ve bir ara bir genç adam yanaştı; astsubay olduğunu, Bayrampaşa Cezaevi'nde çalıştığını söyledi. Ben içimden 'Eyvah!' dedim ama o, 'Dizinizi çok beğendim, ancak bu kadar güzel, gerçekçi olabilirdi' dedi. Yine de Türkiye bir paranoya ülkesi. Hiç kimse bir filmin veya dizinin kurgulanan bir hikaye olduğunu ve gerçeğe birebir tekabül etmediğini düşünmüyor. Ben ikinci filmim 'Seni Seviyorum'da bir orospuyu oynuyordum. Rahmetli bir büyükelçimiz, üçüncü filmimi çekeceğim dediğimde, 'Ne oynayacaksınız?' diye sordu. 'İşçi' deyince 'Sana daha çok yakışır' dediydi bana...
D.Ö.Ç.: Bir şey anlatıyorsanız, yani bir şey kurguluyorsanız onun içinde çatışma olması gerekiyor. O çatışmada da gardiyanın birisi kötü olur, birisi iyi... Bu dramanın temeliyle ilgili, çatışma olmazsa hiçbir şey izlenmez ki.
* Dizinin bu kadar tutacağı tahmin edilmiyordu. Ama şu an çok izleniyor. Bu ilgiyi bekliyor muydunuz?
D.Ö.Ç.: Benim hiçbir fikrim yoktu açıkçası, çünkü ne tutar ne tutmaz çok fazla anlamıyorum. Aslında anlamak istiyorum, hatta bazen anladığımı sanıyorum ama bir bakıyorum ki aslında hiçbir şey anlamamışım. Ama cezaevinin kendisi o kadar etkileyiciydi ve oranın öyle bir atmosferi vardı ki, bu işte bir çekicilik olacağını düşünmüştüm. Çünkü başrolü hapishane olan bir iş bu. Bu beni etkilediyse, insanları da etkiler diye düşündüm ama bu kadar büyük ilgi görmesini de beklemiyordum açıkçası...
* Sizce seyircinin ilgisini çeken ne oldu?
S.Y.: Ben hakikaten seyircinin neyi beğenip beğenmediğinden anlamıyorum. Mesela 'Kurtlar Vadisi'nin tutması benim için bu ülkenin içinde bulunduğu ahlaki çöküşün bir ifadesidir. Benim için en vahim ahlaki çöküş ise sokaktaki adamın; çeteye, karanlık işlere özenmesidir. Ama netice itibariyle kadın hapishanesi hep bir çeşit...
BİR NEVİ HAREM...
* Harem gibi midir yani?
S.Y.: Evet, biraz öyle. Kadınların kendi aralarında olduğu ortamlar her zaman için insanların merakını uyandırır çünkü. Yani kendine özgü bir mitosu var kadın hapishanesinin.
* Dizi izleyicilerinin büyük oranını kadınların oluşturduğunu düşünürsek, kadınları yine kadınlar merak ediyor diyebilir miyiz?
S.Y.: Fakat ben en az kadınlar kadar erkeklerin de izlediğini biliyorum. Örneğin geçen gün Kapalıçarşı'ya gittim. Oradaki esnafın hepsi erkektir, hemen hepsi diziyi izlediklerini söyledi, hatta dizi hakkında yorum bile yapıyorlardı. Yani kadınlardan öte erkeklerden çok yorum duyuyorum.
* Hiç cezaevinde yatan bir yakınınız oldu mu, olduysa artık onları daha iyi anladığınızı söyleyebilir misiniz?
S.Y.: Eski eşim 12 Mart döneminde sabotaj davasından yargılanıp; üç ay işkence gördü, bir buçuk yıl hapis yattı, sonra da beraat ettirildi. Tek suçu İşçi Partisi üyesi olmaktı. Dolayısıyla hapishane konusuna epey aşinayım ben.
D.Ö.Ç.: Benim de eniştem yattı hapishanede ve gerçekten şimdi çok daha iyi anlıyorum onu. Zaten kötü bir şey olduğunu biliyordum ama dizi için cezaevi koğuşlarında, hücrelerde vakit geçirdikten sonra yaşadıkları çok daha etkiledi beni. Ve kendisini arayıp, onu çok daha iyi anladığımı söyledim. Ve tesadüf müdür bilmiyorum, ekipteki herkesin bir yakını bir şekilde cezaevi deneyimi yaşamış.
S.Y.: Çünkü bu ülkede cezaevinde yatmayan yok (gülüyor). Hele siyasi nedenle o kadar çok insan içeriye girdi, çıktı ki...
Gönderen
matem
zaman:
11:55
0
yorum
Etiketler: Devin Özgür Çınar, röportaj, Serra yılmaz
17 Aralık 2007 Pazartesi
Dizi Oyuncularının Özgeçmişi
Devin Özgür Çınar
Doğum Tarihi:1973Doğum Yeri:Zonguldak-Devrek
4 yaşından sonra İzmir'de yaşamaya başladı.Liseyi İzmir'de bitirdikten sonra Ankara devlet konservatuarında tiyato eğitimi almaya başladı ve 1995 yılında mezun oldu.
Rol Aldığı Yapımlar
Yanlış Saksının Çiçeği 1997
Dış Kapının Mandalları 1998
İkinci Bahar 1999 Cennet
Abuzer Kadayıf 2000
Dar Alanda Kısa Paslaşmalar 2000
Güneş Yanıkları 2000
Hiçbiryerde 2001
Karanlıkta Koşanlar 2001 İdil
Biz Size Aşık Olduk 2002 Feride
Fişgittin Bey 2003
Gönül Yarası 2004 Piraye
Dayı 2004 Aylin
Köpek 2005 Rüya
Miras 2005
Hayat Türküsü 2006 Hayat
--------------------------------------------------------
Selda ALKOR
--------------------------------------------------------
Serra YILMAZ
1954 yılında İstanbul'da doğdu. "Anayurt oteli" filmiyle adını duyuran sanatçı. "güle güle"deki kısa rolüyle de başarılı oldu. Panel, konferans vb. gibi etkinliklerde fransızca ve italyanca simültane çevirmenlik yapıyor, bu branşta türkiye'nin en iyilerinden. Université de Caen, psikoloji bölümü mezunudur. En iyi kadin oyuncu ödülünü yönetmen Ümit Ünal'ın 9 filmiyle almıştır. Türkiye ziyareti sırasında papa 16. benedict'in tercümanlığı yaptı. İtalya'da yaşayan Türk yönetmen Ferzan Özpetek'le başarılı filmlere imza atıyor.
filmlerinden bazıları; seni seviyorum,1983 bir yudum sevgi,1984 kupa kızı,1986 teyzem,1986 davacı,1986 anayurt oteli,1987 sen de yüreğinde sevgiye yer aç,1987 afife jale,1987 karılar koğuşu,1989 ay vakti,1993 hollywood kaçakları,1996 ağır roman,1997 harem suare,1999 kaç para kaç,1999 güle güle,2000 cahil periler,2000 gönlümdeki köşk olmasa,2000 o da beni seviyor,2001 9,2002 yeşil işık,2002 aşk meydan savaşı (tv) 2007 bir ömür yetmez
--------------------------------------------------------Sinan ALBAYRAK
Sinan Albayrak
Filmleri - Oyuncu (13 Film)
- Beyaz Gelincik Melih 2005
- Sessiz Gece Serkan 2005
- Döngel Karhanesi Rus Mafya Sefi 2005
- Omuz Omuza Cem 2004
- Kurtlar Vadisi Sadik 2003
- Unutma Beni Gökhan 2002
- Nasil Evde Kaldim 2001
- Karanlikta Kosanlar 2001
- Sasi Felek Çikmazi Rafet 2000
- Yilan Hikayesi David 1999
- Hersey Çok Güzel Olacak Tolga 1998
- Kara Melek Kameraman Mithat 1996
- Ferhunde Hanimlar 1993
--------------------------------------------------------
Yelda REYNAUD
Yedi günah,yedi tepe, bir metropol (2005)
Sessiz gece-Reyhan(tv dizisi) (2005)
Yolda (2005)
Anlat İstanbul –Banu (2004)
Hoş geldin Hayat (2004)
Kasabanın incisi – İnci (2004) tv dizisi
Gece:11:45 – Zeynep (2004)
Çamur – Ayşe (2002)
Nefes Nefese (2000) TV filmi
Yara – Hülya (1998)
ALDIĞI ÖDÜLLER
-35. Altın portakal film festivali en iyi oyuncu (YARA)
-2003 Sinema yazarları derneği “en iyi kadın oyuncu” (ÇAMUR)
-24. Uluslar arası İstanbul Film Festivali “en iyi kadın oyuncu” (ANLAT İSTANBUL)
-1998 Mar Del Plata (Arjantin) Uluslararası Film Festivali - En İyi Kadın Oyuncu.
-1998 - ÇASOD En İyi Kadın Oyuncu.
--------------------------------------------------------
Zehra ALPTüRK
Kadınlar" adlı oyunla İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatrolarında profesyonel oldu.Daha sonraları Halk Oyuncuları, Ulvi Uraz Tiyatrosu, Ankara Birliği Sahnesi, Muammer Karaca Tiyatrosu, Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu, Nejat Uygur Tiyatrosu, Nokta Tiyatrosu, Yasemin Yalçın Tiyatrosu gibi tiyatrolarda kırktan fazla karakteri canlandırdı
--------------------------------------------------------
Özlem Düvencioğlu
Gerçek Adı : Özlem DüvencioğluDoğum Yeri : Yurt Dışı
Doğum Tarihi : 23 Kasım
o kendini böyle tanımlıyor...25 yaşındayım.Doğma büyüme Almanya Düselldorf'luyum.Türkiye ile hiç alakam yoktu.Sadece tatillerde veye hafta sonlarında alışveriş yapmak için geliyordum.Almanya'da emlekçı olarak bir yıl staj yaptım.Sonra kendi şirketimi kurup 3,5yıl emlekçılık yaptım.Evleri restore edip satıyordum...Bu arada mankenliğe başladım.Ben bir kaç işi aynı anda yapmayı çok seviyorum.Yaptırdığım evlerin 3-5 yıl sonra yine açık arttırmaya çıkacağını düşünerek emlekçılığa yeniden başlama düşüncesiyle işime ara verdim.
--------------------------------------------------------
Gönderen
matem
zaman:
14:10
0
yorum
Etiketler: ardında, Devin Özgür Çınar, dizisi, hayatı, özgeçmişleri, Özlem Düvencioğlu, parmaklıklar, resim, resimleri, Selda ALKOR, Serra yılmaz, Sinan Albayrak, Yelda REYNAUD, Zehra ALPTüRK

